İhsan Oktay Anar’in yeni kitabi Amat cikmis. Nedense pek seviyorum ben bu adami, yazdiklarinin buyuk cogunlugunu tek seferde anlayamasam da, Osmanlica, Farsca ve daha bilmedigim birsuru eski Turkce kelimeyi bolca kullanip en az 5 satir uzunlugunda cumleler kursa da, ufacik bir seyi tarifsiz derin ayrintilarla anlatsa da seviyorum iste.
Sebebi yazıma hala gelemedim, ama yaklasiyorum yavastan. Puslu Kitalar Atlasi’ndaki Uzun Ihsan Efendi’nin, yani aslinda Ihsan Oktay’in her kitabina koydugu kendinin, dunyayi gezmekten nasil da korkmasina ragmen, yazmak istedigi dunya atlasindan da vazgecmeyip, ruyalari yoluyla dunyayi gezme girisimlerini anlatmayacagim misal, alin okuyun, yarisini anlamayin, garip bir mutluluk yasayin. Ben oyle yaptim.
Kitab-ul Hiyel’de de mesela, Yafes Celebi (evet kopya cektim adini) diye bir adam, zamanin patent dairesinden patentli bisey almaya yemin etmis, surekli icat ustune icat yapiyo abuk subuk. Kitabin icinde de icatlarin ayrintili aciklamalari ve olcekli cizimleri var ki disardan bakildiginda romani evirip ceviren, bir ters bir yan bakan garip insane goruntusu ciziyorsunuz.
Bi de bu adamin enteresan bir bilgi dagarcigi var, kitaplarda soyle isimler geciyor ki hepsinin varolduguna eminim sahsim adina. Yoksalar da kesin benzerleri vardi, bikac harfle kacirmistir.
Tophane Şakırdı Arap Hakkı Efendi
Karagüllezade İlham Çelebi
Kalafat Kethüdası Karabaş Seyyid Paşa Eniştezadesi Kedi Bekir Efendi
Beygircizade Kanuni Tayyar Bey
Oyle bisey ki, kitapta ismi gecen birinin adi daha once gecti mi, gectiyse nerde gecti falan hatirlamak mumkun degil.
Gelelim Amat’a. Denizlerdeyiz bu sefer, sefere cikan bir kalyonun icinde simdilik. Henuz 20. sayfa civarindayim ve bir kere derya kelimesi gecti, Kitap denizde gececek gibi durduguna gore daha kac tane derya bulurum allah bilir. Yani her halukarda sevdim kitabi. Bir kalyonda isler nasil yururmus, vardiyalar nasilmis, kim kimi sever kimi sevmezmis gorecegiz bakalim. Bunlarin disinda kisisel beklentim, iki uc tane de garip kelime ogrenip bunlari gunluk hayatta kullanmak, benzetmelerimi bunlarla yapip karsimda anlamayan gozler gormek.
Anlatmadan gecemeyecegim bir karakter var kitapta; Kırbaç Süleyman Reis. Enteresan bir adam, benim gibi takintili insanlar icin de fazla taninmasi yararli degil aslinda. Ornegin, adamin herhangi bir konuda karar vermek icin kulladigi yontemlerden biri; yakinlardaki bir kitabi alip rastgele bir sayfadan rastgele bir paragrafi okuyup o anki duruma uyarlamak ki ilk okudugumda bana da cok mantikli geldi, ben de yapayim bundan cok eglenceli dedim ama sonra sahip oldugum takintilarin yeterli sayida olduguna karar verip vazgectim. Olur da bir gun bir yerde sacma bi kitabin ortasini acip okudugumu gorurseniz uyarin, kitabi elimden alin saklayin, ne biliim omuzlarimdan tutup sarsin diye soyluyorum.
Nedense pek sevindim bu yeni kitaba, paylasayim dedim. Boluk porcuk aklima ne geldiyse de yazdim tabi, noluyoruz bunlar ne falan demeyin, yerin kulagi vardir ve ayrica haftasonuna bir gun kalmis idare edin.
Thursday, November 10, 2005
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment