<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-18833437</id><updated>2011-10-10T01:09:17.532-07:00</updated><title type='text'>but why is the rum gone ? (jack sparrow)</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://eleqtra.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eleqtra.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Derya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>20</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18833437.post-5925662776839808391</id><published>2007-07-09T03:41:00.000-07:00</published><updated>2007-07-09T04:07:52.666-07:00</updated><title type='text'>Pasta günleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_S0gOvIokK6k/RpIRZiZYRCI/AAAAAAAAALs/b7dBR9dECnM/s1600-h/pasta.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5085146059682366498" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_S0gOvIokK6k/RpIRZiZYRCI/AAAAAAAAALs/b7dBR9dECnM/s320/pasta.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Pazar günü pasta, börek, çörek yapasım geldi. Bahanem de vardı hem, doğumgünü telafisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşamdan birkaç pasta tarifi buldum, aralarından en cıvığını, en tatlısını seçtim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün (Pazar) üşenmedim sabahın köründe (11:00) kalkıp alışveriş yaptım. Vanilin diye birşeyin olduğunu öğrendim bu arada, hatta şekerli vanilin diye geçiyor. Bildiğimiz vanilyaya şeker katmışlar hepi topu bu aslında. Velhasıl alışveriş ve pişirme faslı bittiğinde resimdeki pasta çıktı ortaya, ben bile inanamadım. Bütün gece, ben pasta yaptım, bakın ne de güzel oldu diye böbürlendim, arada buzdolabına gidip bakmak suretiyle rüya görmediğimden emin oldum. Bir ara eve her geleni buzdolabınınm yanına götürüp bak işte burada diyordum, turistik gezi tadını yakaladık bir nevi :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebebi yazım, pastanın tarifini vermek, bir yandan da ben nasıl olsa unutacağım, tarifi kaybedeceğim için, bir şekilde kendime hatırlatma yapmak. Buyrun;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle malzemeler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;kek malzemeleri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;2 + 1/3 su bardağı un&lt;/li&gt;&lt;li&gt;1 su bardağı kakao&lt;/li&gt;&lt;li&gt;1.5 tatlı kaşığı kabartma tozu&lt;/li&gt;&lt;li&gt;1/2 tatlı kaşığı karbonat&lt;/li&gt;&lt;li&gt;1/2 tatlı kaşığı tuz&lt;/li&gt;&lt;li&gt;12 silme yemek kaşığı tereyağı, oda sıcaklığında&lt;/li&gt;&lt;li&gt;2 su bardağı esmer şeker&lt;/li&gt;&lt;li&gt;2 tatlı kaşığı vanilin&lt;/li&gt;&lt;li&gt;4 yumurta, oda sıcaklığında&lt;/li&gt;&lt;li&gt;1.5 su bardağı süt, 1.5 yemek kaşığı limon suyu&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;strong&gt;çikolatalı sos malzemeleri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;1 küçük kutu (200ml) çiğ krema&lt;/li&gt;&lt;li&gt;200gr. bitter çikolata&lt;/li&gt;&lt;li&gt;hindistan cevizi&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p&gt;Kek kalıbı olarak enteresan ve biraz tembel işi birşey bularak onu kullandım. Normal bir kalıp gibi duruyor ama yanındaki kilit gibi şeyi açınca, kalıbın kenarı çember şeklinde açılarak altından ayrılıyor, böylece pasta piştikten sonra kalıptan çıkarma gibi bir dert olmuyor. Pastayı pişir, hop kalıbın yanlarını ayır çıkart, pasta alt tabanın üstünde kalsın, çok pratik.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Neyse pastayı yapmaya başlayalım. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Önce, 1,5 su bardağı süt ve 1,5 yemek kaşığı limonu bir kapta karıştır. Sonra o kap kalsın kenarda, sadece ara ara, ne bileyim 10 - 15 dakikada bir bir daha karıştır. Sütte minik topaklar olacak. Kesilmiş süt diyolarmış buna, pastanın kıvamı için önemliymiş. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Sonra, yine ana karışıma katmak üzere, bir kapta un, kakao, kabartma tozu, karbonat ve tuzu karıştır. Onlar da dursun kenarda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pasta kalıbının içini yağla, kenarlarını tabanını falan, sonra da dibine un serp. Bu un ve yağ birleşiyor, pasta pişerken de iyice sertleşiyor bunlar, böylece pastayı keserken alt tabanı vıcık vıcık olmuyor, kalıp halinde çikabiliyor. Bir de tabana yağlı kağıt serin demişler tarifte ama ben yağlı kağıt bulamadım, koymayınca da çok sorun olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ana karışıma geliyoruz. Mikserle işimiz başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tereyağının hepsini bir kaba koy. Sonra da mikserle karıştır. İlk başta çok garip olacak, mikserin aparatlarının arasına girecek tereyağı, kalıp gibi kalacak orada, önemseme. Sonrasında kahverengi şekeri ve vanilini ekle. Şimdi karıştırırken tereyağı da yayılacak, şekerle falan karışacak, biraz daha makul kıvamda, akışkanımsı bişey olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 yumurtayi, tek tek karışıma ekle. Yani, bir yumurta kır, mikserle karıştır, iyice karışsın sonra diğerini kır, o da iyice karışsın diğerini kır şeklinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fırını aç bu arada, 175 derecede ısınmaya başlasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mikserin hızını en düşüğe al. Karışıma, daha önce hazırladığımız kakao, un vs. karışımının yarısını dök, mikserle karıştırıp karışımı yedir. Sonra, kenarda ara ara karıştırdığımız sütün tamamını dök. Yine mikserle karıştır, iyice emsin sütü de. Sonra da kalan kakao, un karışımını da dök. Bir sure mikserle karıştır, iyice bi kıvamlı olsun, karışsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karışımı, önceden yağladığın kalıba dök, sonra da fırına ver.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O fırında pişerken (ki tarifte 30 dakika demiş, yalan, ben 1 saate yakın pişirdim anca) çikolata sosunu hazırlayalım. O da şöyle, kremayı tavaya dök, üzerine çikolataları kır at. Ocağa koy, zaten o kendi kendine eriyip sos olacak, arada bir karıştır, budur :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pastamıza dönersek, fırına bak arada bir. Pasta çok cıvık gibi duracak, böyle sıvı gibi (sufle gibi), daha makul pişmesi için arada bir üst kısmını çatalla bıçakla del falan, içi hava alsın, içi de iyice pişsin. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Sonra efenim, pastayı fırından çıkart. 15 - 20 dakika soğumasını bekle, sonra da kalıptan da çıkart pastayi, ya da benim kalıp gibi kalıbın kenarını çıkart. Pastanın etrafını ve üstunu çikolata sosuyla kapla. Üstüne de hindistan cevizi serp. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Budur :)&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18833437-5925662776839808391?l=eleqtra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eleqtra.blogspot.com/feeds/5925662776839808391/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18833437&amp;postID=5925662776839808391' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/5925662776839808391'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/5925662776839808391'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eleqtra.blogspot.com/2007/07/pasta-gnleri.html' title='Pasta günleri'/><author><name>Derya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_S0gOvIokK6k/RpIRZiZYRCI/AAAAAAAAALs/b7dBR9dECnM/s72-c/pasta.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18833437.post-7236899146941410663</id><published>2007-07-06T04:32:00.000-07:00</published><updated>2007-07-06T04:37:47.914-07:00</updated><title type='text'>şeltokslu tarantula avcısı</title><content type='html'>Aslında bunu canlı bir oturumda el kol hareketleriyle anlatmak isterdim ama elimizde bu var :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efenim, annemler evde olmadığı için Burcu bir haftalığına bana taşınmış durumda sağolsun, evde tek başıma kalmayayım diye. Neyse, dün akşam da Gözde geldi yemeğe, sonra da dedik kahve içelim. Bizim salonda oturuyoruz. Ben bi ara meyve almaya içeri gittim, elimde kiraz tabaklarıyla döndüğümde (uğraştım, buz kırdım üzerlerine koydum falan, her tür görsel aktiviteyi yaptım) bi baktım bunların ikisi biden aynı koltuğun üstüne tıkışmışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedim herhalde açık cam yüzünden dışarıdan çok gürültü geldi (çevreyolu) bunlar da yaklaştılar. Neyse gittim yere oturdum (laptop yerde). Burcu baktı baktı, en kibar sesiyle "Derya'cım yere oturma istersen" dedi. Zaten o cım ekinden huylandım ben, neden kibarlaştık ki, noluyo, otururum canım alla alla derken, yok yok dedi oturma sen yere. Sonra aralarında anlaşıp her neyse onu söylemeye karar verdiler. Ben hala bi şaka bekliyorum, meğer bunlar otururken kocaman (evet cidden kocaman) bir örümcek görmüşler yerde, Burcu'nun çığlığından  ve kendini Gözde'nin koltuğuna hava yoluyla atma çabasından ürken yaratık (kendisine bundan sonra tarantula diyeceğiz) kaçmış gitmiş. Benim böcek fobim var diye bana söylemeyeceklermiş ki allahın işi gittim yere oturdum çok şükür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akabinde ayağa kalktım, sonra o da yetmedi kendimi koltuğun üstüne (olay mahallinden en uzaktaki) attım. Sonra sinirlendim, Hakkı'yı aradım, Hakkı bu evde böcek var, bir evde nasıl böcek olur, napıcam ben nasıl uyurum artık nasıl yürürüm nasıl çıkıcam ben bu evden bi daha nasıl giricem diye birkaç dakika şuursuzca söylendim, Hakkı'nın gülmesi bitince telefonu kapattım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evden çıksam gitsem bi daha giremem, kalsam zaten bi daha yere basamam, onu geçtim bi daha uyuyamam diye düşünüp kızlarla koltuktan koltuğa bağırarak konuşurken dedim böyle olmayacak. Bi cesaret içeri koşup koca bi şişe Shelltox buldum. Tarantulanın kaçtığı koltuğun altına doğru ne var ne yok sıkmaya başladım. Ben bile ihtimal vermiyordum ama yaratık koltuğun altından çıktı. Ne ara bilmiyorum ama 3 metre geriye kaçmışım, kendimi uzaktan tarantulaya bakarken buldum, keza cidden tarantula, anlatılmaz büyük, anlatılmaz çirkin, çok korkunç çok, birsürü kolu var falan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baktım o anda yapacak bişey yok, kaçarsa da bana bir daha huzur yok, elimde de bi tek Shelltox var, nişan alıp Shelltox kutusunu tarantulaya fırlattım, tabi isabet etmedi, ya da sadece bir ayağı denk getirdim diyelim :) Sonra şişeyi alıp bi daha attım yaratığa, bu sefer daha isabetli vurdum (azim). Sonra Burcu vileda getirmiş, onunla süpürdük. Bu sırada karşı komşu evdeki çığlıkları duyup koşarak kapıya dayanmış olabilir, o tamamen konu dışı :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18833437-7236899146941410663?l=eleqtra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eleqtra.blogspot.com/feeds/7236899146941410663/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18833437&amp;postID=7236899146941410663' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/7236899146941410663'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/7236899146941410663'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eleqtra.blogspot.com/2007/07/eltokslu-tarantula-avcs.html' title='şeltokslu tarantula avcısı'/><author><name>Derya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18833437.post-4487486632832501559</id><published>2007-05-10T02:59:00.000-07:00</published><updated>2007-05-10T03:01:34.224-07:00</updated><title type='text'>oldum olasi sevmisimdir bayramlari...</title><content type='html'>Eski pst dosyalarimdan cikti bu da, 28 Aralik'ta yazmisim, okudum da soyle bir, hala ayni sekilde dusunuyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cocukken de severdim bayramlari, simdi de seviyorum. Eskiden bi baska severdim ama.. Cocukken pek hoslanmasam da, simdi dusundugumde gulumseten seyler var beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitmek bilmeyen aile ziyaretlerini sevmiyorum zannederdim, ama aslinda o ziyaretlerde beni kucaklayip kucaklayip open teyzeleri amcalari simdi dusundugumde "beni nasil da severlerdi" diye gulumsuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni kiyafetler aldigimda tam olarak ne hissettigimi hatirlamiyorum, ama o kiyafetleri almak icin alisverise cikarkenki sevincimi hatirliyorum. Babaannem elimden tutmus, carsi pazar simarik torunu mutlu olsun diye ugrasirken nasil da sevimliydi diye hatirliyorum. Evdekilere cicilerimi gosterecegim diye, usenmeden kac kere o kiyafetleri giyip giyip cikardigimi hatirliyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayramin birinci gunu erken kalktigimizi hatirliyorum, mutlaka erken. Sokakta cocuklar surusu olarak kosturdugumuzu, el opmenin ne de onemli bisey oldugunu dusundugumuzu hatirliyorum. Mahalledeki herkesin kapisini calmamiz gerektigini, birini unutursak nasil da uzuleceginden korktugumuzu hatirliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harcligin bayramin en onemli konularindan oldugunu, ama asla acik acik istenmedigini hatirliyorum. Harclik istenmezdi, verilince alinirdi sadece. Toplam ne kadar harclik alindiginin hesabi kurusu kurusuna bilinirdi, arada harcanan kisimlari olsa da toplam tutar asla karistirilmazdi. Harcliklar zaten uzerinde dusunmeden harcanirdi, harcligin amaci da bu degil miydi zaten. Ciciannemin, yani yasini almis yan komsumuzun bana her bayram uzerinde adimin ilk harfi olan bir mendil verdigini hatirliyorum. Mendil verilirdi eskiden evet, ya da corap, ya da baska bir ufak aksesuar, en az harclik kadar degerli olurlardi ufacik aklimda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayramlarla kandilleri karistirdigimi, babaanneme gidip "asureleri ne zaman dagitacagiz" diye sordugumu hatirliyorum. Asure kaselerini tepsiye koyar, dagitma gorevini de bana verirdi, ne kadar buyuk sorumluluktu, nasil bir gururdu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldigimiz koyunun bahcede bagli oldugunu, benim utancimdan ona bakamadan gectigimi hatirliyorum. Arkadasimla koyun kurtarma operasyonlari planlayip planlayip uygulayamayisimizi, her sene ayni rituelin aksatmaksizin tekrarlanisini hatirliyorum. Babamin dayisinin kurbani kendisinin kestigini, boncuk boncuk terledigini de hatirliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugune bakarsak; her bayram erken kalkmiyorum, belirli kisiler disinda ziyarete de gitmiyorum. Babaannem artik sag degil zaten, eksikligini hissediyorum. Evimizin bahcesi yok, aldigimiz kurbani gormuyorum bile, hatta artik alinmiyor bile, biyere bagislaniyor, orada ne yapiliyorsa yapiliyor. Cocuklar neden kurban kesildigini aglayarak sormuyor, sebeplerini anlamaya calismiyorlar. Yeni kiyafetler almiyorum artik bayram icin, rutin alisveris zamanlari disinda bayram alisverisi kavramim kalmadi. Kardesime harclik veriyorum ama mutlaka. Komsulara el opmeye de gitmiyorum, zaten artik apartmanlarda komsularla merdiven boslugunda karsilasilinca selamlasiliyor ya, ondan olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Butun bunlari neden anlattim onu da bilmiyorum, sadece hatirladigimi soylemek icin, hatirlamak gerektigini, bayramin aslinda hatirlamak demek oldugunu soylemek icin. Kucuklugunuzu hatirlayin, bayramlarinizi hatirlayin, iyi de olsa kotu de olsa her hatiranin aslinda bir degeri oldugunu bilerek mutlu olun, hatiralariniz oldugu icin, eskiyi bildiginiz icin..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi bayramla yilbasi cakisiyor. Soylenecek pek bisey de birakmiyor aslinda bunun uzerine. Butun mutluluklar cifter cifter gelsin bu sene, butun uzuntuler, kotulukler yariya insin en azindan, hic olmamalari ihtimal dahilinde degilse de bu sekilde olsunlar madem. Yilbasina guzel girin, cok eglenin ve de cok cok mutlu bir bayram gecirin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18833437-4487486632832501559?l=eleqtra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eleqtra.blogspot.com/feeds/4487486632832501559/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18833437&amp;postID=4487486632832501559' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/4487486632832501559'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/4487486632832501559'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eleqtra.blogspot.com/2007/05/oldum-olasi-sevmisimdir-bayramlari.html' title='oldum olasi sevmisimdir bayramlari...'/><author><name>Derya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18833437.post-2709117004182410473</id><published>2007-05-07T04:50:00.001-07:00</published><updated>2007-05-07T04:53:23.665-07:00</updated><title type='text'>Deliler..</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_S0gOvIokK6k/Rj8TC1Z7VII/AAAAAAAAAK8/V-xydP3Zki0/s1600-h/2CA0E7DYF.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5061785445604217986" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_S0gOvIokK6k/Rj8TC1Z7VII/AAAAAAAAAK8/V-xydP3Zki0/s320/2CA0E7DYF.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Zeki Alasya-Metin Akpınar ikilisinin en eğlenceli kabarelerinden biridir Deliler. İçindeki her bölüm tek başına hatırlanasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir apartmanın yönetim kurulu toplantısını ve bu toplantıya katilan Zeki Alasya&lt;a title="(bkz: yonetici)" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=yonetici"&gt;&lt;/a&gt; (yönetici), Metin Akpinar (dinci zampara), Nevra Serezli&lt;a title="(bkz: bodrumdaki orospu)" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=bodrumdaki+orospu"&gt;&lt;/a&gt; (bodrumdaki orospu), Sema Yunak ve adını hatırlamadığım diğerleri arasındaki dalavereleri anlatan bölümde, Metin Akpınar'ın 4 ayrı firmayla anlaşarak apartman duvarına yazdırdığı "çelik tabanlı radyal rulo tuvalet kağıtları bu kapağın altında iyi bankadır" cümlesi öldürücüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka bölüm de, Boncuklu Deli İbrahim'in (padişah) bütün suçlamaları günümüzden örnekler vererek savuşturduğu "bir konu bir konuk" programı idi. Program boyunca Özal'a ve Dalan'a inceden laflar da sokulmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeki Alasya'nın vücuduna yapışan transparan beyaz tulumumsu bir şey giyip Düşünen Adam'ı canlandırdığı bölümde ise olabildiğince ekrana bakmamaya çalışılırdı, keza buna pek gerek kalmadan o bölüm daha çok şarkıyla geçerdi. Metin Akpinar'ın bir deliyi canlandırdığı ve Düşünen Adam’ın akıllıları savunmasını örneklerle çürüterek deliliği savunduğu bu atışmanın sonunda Zeki Alasya şarkısına;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;akıldan mantıktan güzellikten yana&lt;br /&gt;değilse akil, yaşasın delilik&lt;br /&gt;insandan insandan insandan yana&lt;br /&gt;değilse akil, yaşasın delilik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diye devam etmiş, etraflarını sarmış delilerden oluşmuş olan korodan;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;braavooo braavooo&lt;br /&gt;şimdi lafı cuk oturttun aferin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şeklinde destek cevabı almıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Delilerin, akıllılar televizyonunu işgal ettikleri ve kendi yayınlarını yaptıkları bölümde ise en çok akılda kalan Nevra Serezli'nin sunduğu spor haberleridir. "Çimler alagarson kesilmişti, hakemler siyah üstü beyaz kıyafetleriyle çok hoştular, ay seyirciler çok şekerdiler, maç boyunca 'fincanı taştan oyarlar' gibi manalı tezahüratlar yaptılar, hoj bi maç oldu" şeklinde yaptığı sunumun sonunda sorulan maçın kaç kaç bittiği sorusuna ise "bilmem, ama akşam futbolcularla buluşuyorum, sorarım" cevabını vermiş, programa son noktayı koymuştur.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18833437-2709117004182410473?l=eleqtra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eleqtra.blogspot.com/feeds/2709117004182410473/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18833437&amp;postID=2709117004182410473' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/2709117004182410473'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/2709117004182410473'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eleqtra.blogspot.com/2007/05/deliler.html' title='Deliler..'/><author><name>Derya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_S0gOvIokK6k/Rj8TC1Z7VII/AAAAAAAAAK8/V-xydP3Zki0/s72-c/2CA0E7DYF.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18833437.post-4063866651900194350</id><published>2007-04-30T07:04:00.000-07:00</published><updated>2007-05-01T00:05:54.894-07:00</updated><title type='text'>29 Nisan 2007 Cumhuriyet Mitingi - İstanbul Çağlayan Meydanı</title><content type='html'>"Herkes ama herkes oradaydı" cümlesinin içinin aslında ne kadar da dolu olduğunu gördüm ben bu mitingle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meydanın köşe noktasındaki okulun kenarındaki yeşilliklere oturmuş elinde bayrağıyla durmadan Onuncu Yıl Marşı'nı söyleyen bir teyze de oradaydı mesela. Birlikte geldiği grubu kaybetmiş, şaşırmamak gerek, gözündeki katarakt büyük ölçüde görüşünü engelliyormuş. Zaten oğullarından kızından da kaçarak gelmiş oraya taa Kartal'dan, göndermek istememişler, başına bişey gelir yaşlı kadınsın demişler de dinlememiş kaçmış, Ankara'ya göndermediler otobüs biletimi bile almıştım da gidemedim, bu sefer kimse tutamaz beni demiş de gelmiş. Kore gazisi eşinin resmini gösterdi, bak dedi benim eşim de gazi, gaziler var mı bugün burada görüyor musun, onlar varsa onların yanına gitsem de olur, onlardanım ben de dedi. Evine nasıl döneceksin dedik, grubunu bulalım dedik, ne olacak şuradan otobüse biner yine dönerim evime, evimi bulacak kadar seçiyorum etrafı, her yerden evime gidebilirim dedi, sonra yine Onuncu Yıl Marşı'nı söylemeye başladı, onuncu yılın marşı bu biliyor musun kızım dedi arada, onuncu yılın marşı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra Şişli'ye doğru yürüdük birlikte, arada köprünün altından geçerken yankı yapan sesleri çok sevdi, yavaş yürüdük oradan. Tam köprü çıkışına ses sistemi kurmuşlar, Atatürk'ün sesinden Nutku yayınlıyorlardı, durdu bir, kim konuşuyor tanıdık bu ses dedi, sonuna kadar dinlemeden de devam etmedi yola. Sonra yolun bir yerinde arkadaşlarını bulduk, daha doğrusu arkadaşları onu buldu, umarız ki kimse farketmeden de evine döndü. Kulakları çınlasın babaannemi düşündüm, ben de olsam korkar, gitme diye ağlardım arkasından da kesin beni sopalar yine de gelirdi yürüye yürüye, onun namına da ben geldim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyleydi işte, gerçekten herkes oradaydı. 29 Ekim kutlamasında zannettim kendimi bi ara, en son ilkokulda böyle coşkulu bayram kutlamıştım diye düşündüm sonra, ne kadar özlemişim herkesin elinde bayrak görmeyi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18833437-4063866651900194350?l=eleqtra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eleqtra.blogspot.com/feeds/4063866651900194350/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18833437&amp;postID=4063866651900194350' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/4063866651900194350'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/4063866651900194350'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eleqtra.blogspot.com/2007/04/29-nisan-2007-cumhuriyet-mitingi.html' title='29 Nisan 2007 Cumhuriyet Mitingi - İstanbul Çağlayan Meydanı'/><author><name>Derya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18833437.post-526897494117221051</id><published>2007-04-14T21:05:00.000-07:00</published><updated>2007-05-07T04:54:27.628-07:00</updated><title type='text'>14 Nisan 2007 Cumhuriyet Mitingi - Ankara Tandoğan Meydanı</title><content type='html'>Kendimce bugüne kadar yaptığım belki de en güzel şey. Anılarımda yaşayacak en muhteşem gün, ben de oradaydım diyeceğim yarın öbür gün bahsi geçtiğinde, ben de oradaydım.. Anıtkabir'in o muhteşem halini de gördüm, kelimelerin anlatamayacağı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_S0gOvIokK6k/RjX2uFZ7VEI/AAAAAAAAAKc/ZGFv1OzJIdg/s1600-h/58.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5059221028005958722" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_S0gOvIokK6k/RjX2uFZ7VEI/AAAAAAAAAKc/ZGFv1OzJIdg/s320/58.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_S0gOvIokK6k/RjX2V1Z7VCI/AAAAAAAAAKM/_9VgCN962Lo/s1600-h/10.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5059220611394130978" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_S0gOvIokK6k/RjX2V1Z7VCI/AAAAAAAAAKM/_9VgCN962Lo/s320/10.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_S0gOvIokK6k/RjX1xFZ7VBI/AAAAAAAAAKE/mmY73jDTs4s/s1600-h/14042007290.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5059219980033938450" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_S0gOvIokK6k/RjX1xFZ7VBI/AAAAAAAAAKE/mmY73jDTs4s/s320/14042007290.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18833437-526897494117221051?l=eleqtra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eleqtra.blogspot.com/feeds/526897494117221051/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18833437&amp;postID=526897494117221051' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/526897494117221051'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/526897494117221051'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eleqtra.blogspot.com/2007/04/kendimce-bugne-kadar-yaptm-belki-de-en.html' title='14 Nisan 2007 Cumhuriyet Mitingi - Ankara Tandoğan Meydanı'/><author><name>Derya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_S0gOvIokK6k/RjX2uFZ7VEI/AAAAAAAAAKc/ZGFv1OzJIdg/s72-c/58.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18833437.post-9053832562203586411</id><published>2007-01-30T08:54:00.000-08:00</published><updated>2007-05-07T04:37:26.834-07:00</updated><title type='text'>14 Şubat</title><content type='html'>Gergin bir gün, her yerde kırmızı balonlar, kalpler, peluş oyuncaklar, ağlatma amaçlı sevgi mailleri, hayat ne de güzel bu kadar çok sevince mesajları içeren konuşmalar, şişirilmiş olmadığında bile şişirilmiş bir mecburiyet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelde sorulduğunda "sevgimi göstermek için bugünü beklemiyorum tabii ki ama ayrica bir vesile de fena olmuyor" cevabını bir programda duyup ezberlediği için bir solukta veren insanlar, eski sevgilisine mesaj atmak için doğumgününden sonra bir bahane daha bulduğu için sevinenler, sevgilisinin çalıştığı şirkete çiçek göndererek 'bu şahıs bana ait' mesajıyla kendi bölgesini işaretleyenler, sevgilisi olmayıp da bunalıma girenler 'bugün dışarı bile çıkmak istemiyorum' diyenler, hediye olarak ne alacağını bilemeyen aldığı hediye acaba ne anlama geliyor ne mesaj vermiş olacak bu hediyeyle diye düşünmekten perişan olanlar, acaba bana ne aldı diye meraklanmaktan perişan olanlar, çok sevinenler, hayal kırıklığına uğrayanlar ve daha aklıma gelmeyen birsürü şeyi tek bir günde mecburen yaşayanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 şubat sabahı bitmiş oluyor bu zorlama peri masalı, bir garip rahatlama hissedeceksiniz içinizde, işte o gerginliğin bitişidir. Gerçi o zaman da tv karşısına oturup hangi ünlü nasıl kutlamış, kimler ne hediyeler almış nerelere gitmiş içerikli magazin programları seyredilecek.  Evet gergin bir gün, önyargıların hakim olduğu, kutlasan ayrı kutlamasan ayrı bir dert günü.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18833437-9053832562203586411?l=eleqtra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eleqtra.blogspot.com/feeds/9053832562203586411/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18833437&amp;postID=9053832562203586411' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/9053832562203586411'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/9053832562203586411'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eleqtra.blogspot.com/2007/01/14-ubat.html' title='14 Şubat'/><author><name>Derya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18833437.post-1201577257623973638</id><published>2007-01-15T04:30:00.000-08:00</published><updated>2007-05-07T04:35:22.869-07:00</updated><title type='text'>64. Altın Küre Ödülleri</title><content type='html'>şahsen aday olan filmlerin çoğunu seyredememiş olduğum için biraz buruk olsam da, bunu 'erken yapıyorlar canım bu ödül törenlerini' diyerek geçiştirmeye çalışıyorum. ama kategori diziler, daha doğru adıyla 'televizyon serileri' olunca söyleyecek birkaç şeyim oluyor tabii ki, amerika'da yaşıyormuşcasına yerel tv kanallarını takip ettiğim için. fakat listelere bakınca farkettim ki, seyrettiğim kadar da seyretmediğim dizi varmış, en azından tam anlamıyla bağımlı olmadığım konusunda kanıt oldu, moral oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en iyi drama dalında adaylar şaşırtıcı değil, şöyle bir bakacak olursak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=24"&gt;24&lt;/a&gt; : vazgeçilmez bir dizi. adrenalin nasıl birşeydir merak edenlere verilecek tek isim. jack bauer isimli ctu (counter terorist unit) ajanı, her bölümü 1 saate denk gelen 24 bölüm boyunca, çok büyük bir krizi/sorunu/tehlikeyi bertaraf ediyor. dizinin en önemli özelliği gerçek zamanlı olması, dizinin bir sezonunun 24 bölümden oluşması ve de anlatılan olayların da gerçekten 1 gün içinde geçiyor olması. yeni sezonu dün akşam itibarıyla başladı ve 5. sezon bitimindeki sürpriz sondan sonra, gün sayarak yeni sezonu bekleyen beni yeterince mutlu eden bir giriş yaptı 6. sezonuna. ödül alır mı almaz mı diye düşündüğümde, şahsi fikrim rakipleri karşısında biraz zayıf kaldığı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=grey+s+anatomy"&gt;grey's anatomy&lt;/a&gt; : hiç bitmesin istediğim iki diziden biri (diğeri house m.d.). herşey bir kenara, insanın hayata bakış açısını değiştirebilen bir dizi bu, çok klişe gelebilir ama, durup düşünmenizi, harekete geçmeden önce farklı bir açıdan bakmanızı sağlayabiliyor. çünkü buradaki karakterler öyle yapıyor, sizi şaşırtarak, belirli durumlarda öyle kararlar veriyorlar ki, acaba mı diyorsunuz. konusundan bahsedecek olursak, bir hastanede yeni göreve başlayan asistanların (türkiye'de böyle bir uygulama yok sanırım, burada anlatılan okulu bitirmiş doktorların uzmanlaşmak ve de tecrübe kazanmak için bir hastanede, yanlış hatırlamıyorsam 7 sene boyunca sürecek asistanlıkları) gündelik yaşamlarını anlatıyor dizi. tıbbi vakalar diziye renk versin diye kullanılmış ama aslında ana hikaye her biri birbirinden ilginç asistan doktorlarımız ve hastanedeki uzman cerrahlar arasında geçen olaylar üzerine dönüyor. altın küre'de şansı nedir diye düşündüğümde, keşke bütün ödülleri alsa diyorum ama açıkçası heroes karşısında çok şans da veremiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=heroes"&gt;heroes&lt;/a&gt; : lost'un verdiği aradan yararlanıp, rating savaşlarında kendine yer bulmuş, bence çok da güzel yapmış bir dizi. konusundan çok ayrıntılı bahsetmek istemiyorum, spoil etmek istemem ama kısaca, genetik mutasyona uğradıklarını, daha doğrusu bir anda doğaüstü güçleri olduğunun farkeden bir grup insanın hikayesi. hiç düşmeyen temposu, bir anda hayatımıza soktuğu karakterlerin sağlamlığı ve de x-men'le ilişkili olmasa da o denli mistik konusu ile bence bu sene altın küre alması gereken dizi budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=lost"&gt;lost&lt;/a&gt; : artık herkesin bilse de bilmese de hakkında yorum yaptığı, forumlarını takip ettiği, fenomene dönüşmüş ama bir türlü de 2. sezonun ortalarından beri kaldığı yerden bir adım ileri gidememiş; ıssız bir adaya düşen kazazedelerimizin başından geçenleri anlatan, yine de sevmekten vazgeçemediğim, yine de gelmiş geçmiş en güzel diziler kategorimde başa oynayan lost için söyleyecek tek şeyim, inşallah ödül almaz ki silkinip kendilerine gelirler, bir süre önceki gibi bölümler çekmeye başlarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=big+love"&gt;big love&lt;/a&gt; : hiç seyretmediğim bir dizi bulup aday yapmışlar. bu durumda pek yorum yapamıyorum ama araştırdığıma göre poligamiyi yani çokeşliliği işleyen bir diziymiş. 'sosyal içerikli mesajlar çok önemlidir, bilinçli olalım' gibi şeylere takılıp da bu diziye ödül verirler mi hiç bilemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en iyi aktör, aktrist ve yardımcı oyunculara da bakalım hazır gelmişken. drama dalında en iyi aktris adayları şöyleymiş,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=patricia+arquette"&gt;patricia arquette&lt;/a&gt; - &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=medium"&gt;medium&lt;/a&gt; : mistik yetenekleri olan, rüyaları gerçekleşen, ölülerle konuşan, yeri geldiğinde akıl da okuyabilen allison dubois, bu yeteneklerini kullanarak savcılığa birtakım davalarda yardım etmektedir. ödül alır mı, bilemiyorum ama almasın ki daha çok sevdiklerimizin önü açılsın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=evangeline+lilly"&gt;evangeline lilly&lt;/a&gt; - &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=lost"&gt;lost&lt;/a&gt; : allah boş zamanında yaratmış dedikleri türden bir varlık, kabul etmek lazım. bunun dışında lost'taki esas kız, geçmişi karanlık, hareketleri tahmin edilemez ve nedense hakkında hiç kötü düşünmediğimiz, her yaptığını bir şekilde affettiğimiz, neredeyse evimizin kızı kate. ödül alır mı, bilemiyorum, bir yandan alsın istiyor insan ama bir yandan da karşısında grey's anatomy'nin esas kızı meredıth grey var. şahsen meredith'in fanatiği olmadığım için oyumu kate'den yana kullanacağım, ama benim oyum ne yazık ki evdeki dvd arşivimde geçerli sadece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=ellen+pompeo"&gt;ellen pompeo&lt;/a&gt; - &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=grey+s+anatomy"&gt;grey's anatomy&lt;/a&gt; : derin duygusal yaralara sahip, cerrah olma yolunda hızla ilerleyen, şahsen güzel bulmadığım (bir izzie stevens yanında lafı bile edilmeyecek, ki izzie de en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında adaymış, iyi olmuş) fakat hayranı çok olan, grey's anatomy'nin esas kızı. dizide bazen arka planda birtakım konuşmalar yapar, işte o konuşmalar bir kenara yazılmalı, kulağa küpe edilmelidir. ben msn'de kişisel mesaj olarak kullanmayı tercih ediyorum, daha efektif oluyor. ödül alsa da sevineceğim almasa da, böyle de kararsız, böyle de belirsizim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=kyra+sedgwick"&gt;kyra sedgwick&lt;/a&gt; - &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=the+closer"&gt;the closer&lt;/a&gt; : evet hiç seyretmediğim, ama araştırmalarım sonucu polisiye komedi olduğunu öğrendiğim bi dizinin esas karakteri. peki ödülü alır mı, açıkçası çok üzülürüm, ödül alacak kadar iyi bir oyuncuya sahip bu diziden haberdar olmadığım için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;drama dalında en iyi aktörler kimmiş derseniz, buyrun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=patrick+dempsey"&gt;patrick dempsey&lt;/a&gt; - &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=grey+s+anatomy"&gt;grey's anatomy&lt;/a&gt; : islak köpek bakışlı, yakışıklı değil ama sempatik fakat bir sebeple de azımsanamayacak kadar çekici esas oğlan, beyin cerrahı (o vazgeçilemez çekiciliğin sebebi bu olabilir evet). ilginç bir erkek karakter, yaptıklarıyla, söyledikleriyle kendini takip ettiren adam. aday listesine baktığımda hugh laurie'yi orada görmeseydim tek favorim olacak kişi. ama hugh var, yapacak birşey yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=hugh+laurie"&gt;hugh laurie&lt;/a&gt; - &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=house"&gt;house&lt;/a&gt; m.d. : gregory house karakteriyle hayatımıza (başkalarını bilemem ama benim hayatıma kesin) çıkmamacasına giren, aksi, ukala, karizmatik, zekasını anlatmaya kelimelerimin yetmeyeceği, bu zekadan ileri gelen espri yeteneğine sahip, kısaca şahane adam. tanı koyma departmanının başında durur bu adam, her vakayı da almaz, sadece ilgisini çekenleri, garip olanları ve de bir şekilde işine gelenleri alır. başka kimsenin çözemeyeceği vakaları çözer. aksini savunanlar çok olsa da gelmiş geçmiş en etik insanlardan biridir, göreceli olarak. ve bunun dışında mottosu da 'everybody lies' 'dır, her bir söylediği, ayrı motto olarak alınabilir, kenara yazılabilir. ödül alır mı derseniz, almalıdır, almazsa ayıptır ve hatta yönetim istifa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=24"&gt;kiefer sutherland - 24&lt;/a&gt; : bir bütün gün boyunca koşturan, yorulmak bilmeyen, anında ve doğru kararlar veren, 'my name is jack bauer, i'm a federal agent' insanı, karizmatik acıların çocuğu. seviyoruz evet ama hugh laurie kadar değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;michael c.hall - dexter : bilmediğim bir karakter daha, moral bozucu olmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=bill+paxton"&gt;bill paxton&lt;/a&gt; - &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=big+love"&gt;big love&lt;/a&gt; : evet evet, bilemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok ayrıntılarına girmek istemesem de, ödül almasını can-ı gönülden istediğim iki aday daha var. drama dalında, biri yardımcı kadın oyuncu diğeri de yardımcı erkek oyuncu adayı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=katherine+heigl"&gt;katherine heigl&lt;/a&gt; - &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=grey+s+anatomy"&gt;grey's anatomy&lt;/a&gt; : bir karavan parkında büyümüş, çocukluğundan beri kendi ayakları üzerinde durmaya alışmış, bir yandan okurken bir yandan da çalışmış (mankenlik yapmış), grey's anatomy'deki kanımca en güzel hatun karakterdir. bunun dışında, bugüne kadar gördüğüm en güzel oyunculuklardan birini çıkarmaktadır bu dizide ve bunun için de ödül verilmesi bile yeterli değil gözümde. bu kız ağladığında ben de oturup ağlıyorum, bu kız sinirlendiğinde ben de sinirleniyorum, şapşallaştığında da gülme krizine giriyorum (pembe dizi anlatır gibi oldu, alakası yok valla)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=masi+oka"&gt;masi oka&lt;/a&gt; - &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=heroes"&gt;heroes&lt;/a&gt; : anlatılmaz yaşanır, tarif edilmez seyredilir bir karakter. önce çok sevimli geliyordu, sonraları (spoiler vermekten de çekinerek üstten geçeyim) bir sahne vasıtayısla karizmatik nedir ne değildir bize göstermiş, alıp evde beslemek istersek yadırganmayacağımız bir kahraman karakteri. bunun da diğerleri gibi doğaüstü güçleri vardır, kullanır da kullanır, seviyoruz, ödül versinler, bizi mutlu etsinler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18833437-1201577257623973638?l=eleqtra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eleqtra.blogspot.com/feeds/1201577257623973638/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18833437&amp;postID=1201577257623973638' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/1201577257623973638'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/1201577257623973638'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eleqtra.blogspot.com/2007/05/64-altn-kre-dlleri.html' title='64. Altın Küre Ödülleri'/><author><name>Derya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18833437.post-115285749135100003</id><published>2006-07-13T21:07:00.000-07:00</published><updated>2007-05-01T00:03:19.445-07:00</updated><title type='text'>if love is based on lies...</title><content type='html'>House'un bir bölümünde, Wilson'ın Cameron'a söylediği gibi ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"If love is based on lies, does that mean that it's not a real feeling ? Doesn't bring the same pleasure ? "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tabi bu düşünceyi kabul edip (kesinlikle katılıyorum) istemeyerek de olsa güncel duruma bakarsak; getirir getirmesine tabi de, kim sonsuza kadar yalan dolan davranabilmiş ki o zevk sefa devam etmiş, yalan olduğunu anladığımız anda oyun bitmemiş mi zaten diye sormak istiyorum kendisine, Cameron soramamış olsa da..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18833437-115285749135100003?l=eleqtra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eleqtra.blogspot.com/feeds/115285749135100003/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18833437&amp;postID=115285749135100003' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/115285749135100003'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/115285749135100003'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eleqtra.blogspot.com/2006/07/houseun-bir-blmnde-wilsonn-camerona.html' title='if love is based on lies...'/><author><name>Derya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18833437.post-114976392555073611</id><published>2006-06-08T13:45:00.000-07:00</published><updated>2006-06-08T04:00:07.796-07:00</updated><title type='text'>Eros ve Physke (Ask ve Ruh)</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5176/1852/1600/eros%20ve%20physice%20-%20ask%20ve%20ruh.1.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5176/1852/320/eros%20ve%20physice%20-%20ask%20ve%20ruh.1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Zeugma'dan cikarilan mozaiklere bakiyodum da, biri Eros ve Physke'nin mozaigiymis, altina da mitolojik hikayesini yazmislar bu ikisinin, ilginc geldi (mitolojiyi okuyup okuyup unutanlardanim, belki daha once de okumusumdur o zaman da ilginc gelmistir, bilemedim simdi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ozetlersek Eros bizim Physke’e asik oluyo ama kendince sebepleri var (erkekler ve sebepleri) o yuzden de yuzunu gostermiyo kizcagiza. Beni gormeden, koru korune sev diyor. Salak Physke de Kabul ediyor, ask iste naapsin (yeni tanismamislar miydi, neyse mitoloideki bosluklar baska bir konu olsun :) ). Sonra Eros kizi aliyo, uyuyan orman varmis da iste ortasinda sihirli saray falan varmis, oraya goturuyor. Yani kisaca kimsenin goremeyecegi, kizin da cikip biyerlere gidemeyecegi biyere goturuyo (bu mitoloji aslinda Freud’un cikarimlari falan gibi, birilerinin bilincaltini yillardir okuyoruz ama hadi bakalim). Bu da yetmiyo, geceleri geliyo sadece kizin yanina (yuzunu gostermiyo dedik ya).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cok mutlular, hayat guzel, derken kizin kiskanc kardesleri diyolar ki, salak kardesimiz, bu cocuk demek ki cok cok cirkin ki sana yuzunu gostermek istemiyo (bizim kiz cok guzelmis ama bunu dusunememis, bunu da gectik), sen buna numara yap, lambanin ustune vazo kapat yanar haldeyken (eski lambalar herhalde mumlu falandi, elektrik bi tek Zeus’ta varmis o da dogalindan) sonra sevgilin uyudugunda lambayi alir bakarsin yuzune. Tabi kizin aklina yatiyor (ne deseler inanacakmis o da ayri), Eros’u punduna getiriyor, aa bi bakiyo acaip yakisikli, oyle boyle degil, bi de taniyo tabi Eros, Afrodit’in oglu falan. Neyse, uzanip opeyim bari diyo o sirada lambanin fitilinden bi damla yag (hah lambanin esrari cozuldu) Eros’un sirtina damliyo, Eros uyaniyor, cok kiziyor ucup gidiyor (evet kanatlari varmis, bizim salak ama cok guzel Physke bunlari da mi farketmedi yahu, nasil koru korune ask bu).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra kizcagiz perisan oluyor, yollara dusuyor, Eros’u ariyor, Afrodit’e de gidiyor hani bi umit diye, Afrodit de bunu tutup hizmetci yapmasin mi (onlar tanri bu kizcagiz olumlu, Kemalettin Tugcu bundan kitap cikarabilirmis aslinda). Kizcagiz bunu da kabulleniyor, cok seviyo ya Eros’u ondan. Sonra Eros’un sirtindaki yara iyilesiyor (ancak o zaman akli basina geliyor, hani kendi yarasi gecince, öl Eros, geber), bakiyor kiz da buna cok bagliymis, neler cekmis yazik, Zeus’a gidip yalvariyo, aman da bu kizi bana es olarak verin diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikayemiz tabi mutlu sonla bitiyor. Physke Olympos’a getiriliyor (bu isim bana hep Antalya’daki garip tatil yerini –kotu anilarim var evet- hatirlattigi icin nedense o kocaman tanrilarin yasadigi dag imaji kafamda olusamiyor, gozumun onunde agac evler icinde perisan olmus beyaz carsafli tanri figurleri ah be). Eros’la evlenip mutlu oluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamam iyi hos da, bu kiz Afrodit’ten intikam almak istemez mi, Eros’un bunca salakliginin hesabini sormak istemez mi ? Bu hikaye burda biterse biz okuyucular bir Kemalettin Tugcu romani okumus gibi olmaz miyiz ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tesekkurler iyi gunler (ozetlemis halim evet)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18833437-114976392555073611?l=eleqtra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eleqtra.blogspot.com/feeds/114976392555073611/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18833437&amp;postID=114976392555073611' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/114976392555073611'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/114976392555073611'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eleqtra.blogspot.com/2006/06/eros-ve-physke-ask-ve-ruh.html' title='Eros ve Physke (Ask ve Ruh)'/><author><name>Derya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18833437.post-3253165173796630393</id><published>2006-03-16T09:40:00.000-08:00</published><updated>2007-05-07T04:49:21.260-07:00</updated><title type='text'>24 - 413</title><content type='html'>Bütün bir on üçüncü bölüm boyunca sinirlerimi hoplatan, ne yazık ki en sevdiklerim listesinde bir dizi. Tamamen duygularımın etkisinde olabilirim evet ama böyle senaristlere böyle izleyici diyor, sinirimi de kendime saklamıyorum, yeter artık yeter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--- &lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=spoiler"&gt;spoiler&lt;/a&gt; ---&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi CTU’ya sinir gazı yaydınız, insanların büyük kısmı dışarı çıkamadı (ağladık kendileri için, Edgar için aradaki bir hafta boyunca yas tuttum, bir Chloe kadar üzüldüm sayıyorum), hadi dışarı çıkanlar şokta, iki gaz maskesi kapıp gelemiyorlar, bir ctu’nun içinde hiç mi gaz maskesi yok da, ilk panik anında alarmlar verilirken, yok işte millet oraya buraya koşarken alet edevat odasına gidip alamadılar iki gaz maskesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O da olmadı Jack’im canım nefesini hayvani süreler tutup (aynı anda başladım nefesimi tutmaya, iddia ediyorum jack insan değil) parmaklıklarla karşılaşınca uyuz gıcık ama sevimli Lynn’i  “ i’m so sorry” diyerek CTU içinde koşturduğunda bi de bari gaz maskesi almaya yollasaydı, hadi hiç olmadı Lynn’in yanındaki biçare görevli koşşaydı bi yandan. Hiç beceremediler, kapısı yok mu bu binanın, çıkın dışarı ne demeye geri dönüyosunuz odaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet taktım bu gaz maskesi olayına ben, açıklığa kavuşana kadar da rahat edemeyeceğim (tamam maske falan bikaç şey dediler ama çok arada geçti, o Jack onları almanın bi yolunu bulurdu, bi deneseydiniz be).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca Kim, öl artık diyorum, on bir bölüm boyunca kalıcı zarar görmeden devam eden diziyi iki bölümde parçaladın attın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tony de son defa telefonu hastası oldugumuz fonetik "Almeida" deyişiyle açtı. Sonra da dizinin son bikaç bölüme istinaden misyonunu yerine getirdi. Hayır utanmasam Çakır öldüğünde cenaze namazı kılan Kurtlar Vadisi fanatikleri gibi arkasından Fatiha okuyacağım, o derece bozuldum, içim yandı. Hatta bu konuyu kapatalım, olmamış gibi davranalım, on dördüncü bölümde görelim ki Tony bilincini kaybetmiş sadece, o kadarcık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--- &lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=spoiler"&gt;spoiler&lt;/a&gt; ---&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18833437-3253165173796630393?l=eleqtra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eleqtra.blogspot.com/feeds/3253165173796630393/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18833437&amp;postID=3253165173796630393' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/3253165173796630393'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/3253165173796630393'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eleqtra.blogspot.com/2006/03/24-413.html' title='24 - 413'/><author><name>Derya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18833437.post-114950276810926852</id><published>2006-03-10T18:28:00.000-08:00</published><updated>2006-06-08T03:57:27.720-07:00</updated><title type='text'>HOUSE M.D.</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5176/1852/1600/WebHouse.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5176/1852/320/WebHouse.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Farkettim ki, House (Gregory olan) konuşsun, ben saatlerce dinlerim. Öyle böyle değil, çok seviyorum. Grey's Anatomy nasıl içimi acıtıyosa, her bölüm sonrası gözlerime toz kaçmış gibi yapmak zorunda kalıyorsam (ağlıyorum alenen yazarını kınıyorum öyle şeyler yazılır mı), bunda da ağlamam gereken yerde gülüyorum. Garip bi dizi işte, garip adam, rahatsız herif ve hatta hastasıyım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımda hiç, bi dizi seyrederken bazı yerlerini tekrar başa sarıp seyretmemiştim, ama adam aşağıdaki gibi şeyler söylüyo delirtecek beni ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" it's a basic truth of the human condition that everybody lies, the only variable is about what "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" i've found that when you want to know the truth about someone, that someone is probably the last person you should ask "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama yine de en güzeli;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" if you can fake sincerity, you can fake pretty much anything "&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18833437-114950276810926852?l=eleqtra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eleqtra.blogspot.com/feeds/114950276810926852/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18833437&amp;postID=114950276810926852' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/114950276810926852'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/114950276810926852'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eleqtra.blogspot.com/2006/03/house-md.html' title='HOUSE M.D.'/><author><name>Derya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18833437.post-114199474965481254</id><published>2006-03-10T04:40:00.000-08:00</published><updated>2007-04-30T23:06:52.468-07:00</updated><title type='text'>balık keyfi</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5176/1852/1600/04032006130.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5176/1852/320/04032006130.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="blocked::http://www.egerummeyhanesi.com/" href="http://www.egerummeyhanesi.com/"&gt;http://www.egerummeyhanesi.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demin bir arkadaşım gönderdi Ege Rum Meyhanesi’nin linkini. Bir süredir de duyuyorum aslında adını ama gitmedim hiç. Öyle bi anlattılar ki, gecenin ilerleyen saatlerinde elinde tefle kendini sahnede bulabiliyormuşsun. Geçen yıllardan birindeki doğumgünümde fasıl ekibiyle birlikte sahnede “bir ihtimal daha var” söylemenin getirdiği utancı hala üzerimden atamadığımdan, bu ihtimali, en azından kendim için eliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sitede bi de fotoğraflar kısmı var, zaten benim gitmem için birinci sebebi adamlar koymuşlar oraya. Balık falan hikaye (çupra yerim ben o ayrı), zaten içmem de ben, camın önünde otururum bütün gece, yeterli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="blocked::http://www.egerummeyhanesi.com/index3.html" href="http://www.egerummeyhanesi.com/index3.html"&gt;http://www.egerummeyhanesi.com/index3.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak, gidiniz görünüz, resim çekiniz (camdan dışarısını), çektiğiniz resimlerin içinde insan olmayanlarını gönderiniz wallpaper yapalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bi de, eminim ki çoğunuz biliyordur ama ben yeni buldum; Kuzguncuk’ta (e karşı sahil tabi, bilmemem normal) böyle sempatik ötesi bir balıkçı. Sempatik dedim diye sanmayın ki küçük, mekan olarak büyük de, böyle çok kendi halinde, çok sevimli bir yer, balığı da hiç fena değil. Geçen haftasonu gündüz vakti gittik ne akla hizmetse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçeri giriyorsunuz, ahşap masalar, pencereler, sanırım yerler de ahşap ya da ben işin büyüsüne çok kapıldım. Bi de 3 tarafı deniz görüyo nerdeyse, yani hafif çıkıntı yapmış suya dogru, kendimi kaybettim ben zaten görünce. Pencereler de aslında çok kanatlı, olabildiğince az dışarıyı görecek şekilde yapılmış ama ona rağmen her yerde deniz vardı, düşünün artık. Bi de ben bir ara yanımdaki camdan dışarı baktım ve yukarda sağda duran kayıklı fotoğrafı çektim (cep telefonuyla çekilen dandik resme de fotoğraf dedim, yaptım böyle şeyler) ki hala wallpaper’ım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten o gün bi gariptim, motorla Üsküdar’a geçtim (hava güzel ya, romantik olsun diye), sonra da motorun dışında oturdum zatürreye davetiye, martılar falan vardı ne biliim güneş de vardı, İstanbul çok güzel bi şehir diye diye ağlıyodum nerdeyse. Hayır bana neyse yani, güzelse güzel, neye duygulanıyosun ki anlamadım. Yok martı uçuyomuş motorun peşinden, yok işte Kız Kulesi nasıl da parlıyomus, çok lazım. Sonra motor beceriksizce yanaştı, iskeleye çarpınca bi sarsıldı, kafamı vuruyodum, bi silkinip kendime geldim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuzguncuk’taki balıkçının adını unutuyodum nerdeyse, İsmet Baba Balıkçısı, adı da sempatik. Hani sanki İsmet Baba’nın minik bi kayığı var, ellerinde koca koca ağlar balık tutmaktan dönüyo da sorasınız geliyo adama, iyi balık var mı bugün İsmet Baba ? (vardı, ben yedim)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18833437-114199474965481254?l=eleqtra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eleqtra.blogspot.com/feeds/114199474965481254/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18833437&amp;postID=114199474965481254' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/114199474965481254'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/114199474965481254'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eleqtra.blogspot.com/2006/03/balk-keyfi.html' title='balık keyfi'/><author><name>Derya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18833437.post-114061294097097914</id><published>2006-02-22T04:54:00.000-08:00</published><updated>2006-02-22T04:55:40.980-08:00</updated><title type='text'>bir yalanı yaşamak</title><content type='html'>Her şeye sonsuz güvenle başlamanın getirisi, "yalan söyleyeceğini düşünerek yaşayamam, inanmadığım biriyle olmamın ne anlamı var" cümlesini kurup, dolayısıyla yenik başladığınız bir ilişkinin başlığıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan söylemek ne kadar da doğal halbuki. Çünkü aslında kafandaki yalan, insanların zorda kaldıklarında kendilerini kurtarmak için söyleyiverdikleri bazen zararlı bazen zararsız senaryolar. Ama hiçbir zaman birinin planlı programlı yalan soyleyeceğine inanmadın ki, bikaç ay sonrasının yalanlarını önceden hazırladığına, bütün bunları yaparken yüzüne aynı şekilde bakmaya devam ettiğine..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bir gün durup dururken, küçükken fazla Kemalettin Tuğcu okumanın getirdiği gereksiz gururu bir kenara bırakıp sağı solu araştırırsın. Bu noktadan sonra aslında hiç tanımadığın birini karşında bulmanın getirdiği bi sendeleme yaşayıp, düşmemek için duvara tutunursun. Bütün bildiklerinin sadece onun bilmeni istedikleridir, tanıdığın kişi de aslında yaşamıyordur. Yalanın en ironik bulduğum tarafı, zincirleme etki yaratması, yani sadece söylendiği konuda değil alakalı alakasız her konuda belirsizlik yaratması. Onun hakkında emin olduğun şeylerin sayısı bi anda tek basamaklı sayılara düşer, adını soyadını biliyosun, hadi mesleğini de bilmiş ol, neye benzediği de somut bir veri, peki başka neden emin olabilirsin ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat faydaları da yok değil, en azından tutunacak bir gerçek bulduğunda artık ortada belirsiz bişey kalmamıştır. Duygu olarak da içinde bir tek umursamazlık kalır. Hani bu işin ilacı da olsa olsa budur zaten, farketmeden tedavi edersin kendini.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18833437-114061294097097914?l=eleqtra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eleqtra.blogspot.com/feeds/114061294097097914/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18833437&amp;postID=114061294097097914' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/114061294097097914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/114061294097097914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eleqtra.blogspot.com/2006/02/bir-yalan-yaamak.html' title='bir yalanı yaşamak'/><author><name>Derya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18833437.post-114061678454758734</id><published>2005-12-30T15:03:00.000-08:00</published><updated>2007-05-01T00:32:43.358-07:00</updated><title type='text'>Yeni Yıl</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Yirmi Üç Nisan tadında neşeli şiirler gönderesim vardı aslında, ama sonra sakinleştirdim kendimi. Hepi topu yeni yıl di mi ? Ama değil işte, ben her sene böyle bir hayal dünyasına girerim, misal; bu sene artık daha mutlu olacağım, zaten tek sayı olan seneler bana hiç uğurlu gelmemiştir 2006 nefis olacak bidi bidi bidi. Yerseniz yani, daha doğrusu kendim yersem. Gerçi hakkaten çift seneler daha uğurlu geliyo bana hep, eooo neyse görürüz acelem yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet uzatmadan bu seneki dilek haklarımı kullanıyorum; yeni yıl size;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;istediğinizi alma cesareti&lt;/strong&gt;,&lt;br /&gt;ve&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;hayır diyebilme gücü&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;getirsin. Aynı zamanda;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;sabahları gülümseyerek uyandığınız günler çok&lt;/strong&gt;,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;yalnız kaldığınız zamanlar az&lt;/strong&gt;,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;dostlarınızın sayısı mümkün mertebe sabit&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama tecrübeyle öğrendiğim bişey varsa; yeni yıl dediğimiz, çok çok iyi şeyler kadar kötüler de getirecek, en azından dağına göre kar versin. Mesela ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;istemediğiniz durumlara dayanma&lt;/strong&gt;,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;mecbur olduğunuz şeyleri yapabilme&lt;/strong&gt;,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;beklenmedik haberlere karşi tepkilerinizi kontrol edebilme&lt;/strong&gt;,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;zor durumlarda susabilme&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeteneği de getirsin. Keza zaten yoksa geçmiş olsun, oturun pratik yapmaya başlayin. Aynanın karşısına geçip şaşırtıcı haberlerde suratınızı hiç kıpırdatmamayı deneyerek başlayın, teşekkürleri sonra iletirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet evet, özet olarak mutlu yıllar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok önemli ekleme: en sevdiğim ilkokul şarkılarından biriyle bitirmek istedi canım, tutamadım yine kendimi ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeni yıl, yeni yıl, yeni yıl, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;yeni yıl&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;bizlere kutlu olsun&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;yeni yıl, yeni yıl, yeni yıl, yeni yıl&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;sizlere mutlu olsun&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;yeni yıl sona erdi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;sikko yıl geri geldi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;bu yıl olsun mutlu bir yıl&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;bu yıl olsun hey hey&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;kardeşiz biz hepimiz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;bitmesin hiç sevgimiz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;aramızda dargınlık yok&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;aramızda hey hey&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;mutlu olsun insanlar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;mutlu olsun tüm evren&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;yeni yılda hep birlikte&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;yeni yılda hey hey&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18833437-114061678454758734?l=eleqtra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eleqtra.blogspot.com/feeds/114061678454758734/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18833437&amp;postID=114061678454758734' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/114061678454758734'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/114061678454758734'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eleqtra.blogspot.com/2005/12/yirmi-nisan-tadnda-neeli-iirler.html' title='Yeni Yıl'/><author><name>Derya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18833437.post-113214247964238190</id><published>2005-11-16T04:00:00.001-08:00</published><updated>2005-11-16T04:01:19.653-08:00</updated><title type='text'>Corpse Bride</title><content type='html'>Tim Burton’un, anlatamayacagim kadar uzun zamandir bekledigim stop motion filmi gelmis sonunda. Hani su, her karakterin kilden camurdan biseyden kuklasini yapip, giydiriyolar falan da sonra her bir sahne icin bilmemkac bin tane resim cekip onlari arka arkaya tırrrrrtttttt diye hizlica gecirince hareketliymis gibi oluyor ya, iste onlardan. Yani manyakca, bir kuklayi otuz kere giydirip soyundurup, milyonlarca resim cekiyorlar (attim evet) oluyor sana animasyon, Tim Burton’a hasta olmak icin bir sebep daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Corpse Bride, eski bir Rus halk masalindan almis hikayesini. Cok ayrintiya girmeyecegim ama web sayfalarinda bile yazan filmin ozeti der ki; 19. yuzyil Avrupa’sindayiz. Victor adli genc adam (evet Johhny Deep seslendiriyor, ama bu kadarla da kalmamislar, Victor’un kuklasi da Johhny Deep’e benzetilmis) eglence olsun diye yerde gordugu bir iskeletin parmagina yuzuk takip şakayi abartinca bir cesetle evlenmis olur (Victor salak falan degil, Johhny Deep’e salak denmez, ayip).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra Victor yeraltindaki hayati kesfedecek, kendi kasvetli yasantisiyla kiyaslayinca ne kadar da renkli ve eglenceli oldugunu gorecek (The Nightmare Before Christmas’ta da Halloween Town’in esasen ne kadar da sevimli oldugunu gormedik mi, gorduk. Hem orda da Pumpkin King’i yani Jack’i bizim Johhny seslendiriyordu. Jack ismine ayrica Karayip Korsanlari’nda yine Johnny Deep ile isinmistik, hastasiydik, yengec yuruyusune bayiliyorduk, Monkey Island’daki Guybrush’a benzetip guluyorduk falan, ay evet bunlar gereksiz ayrintilar, gectim) ve sasiracaktir. Ayrica da yukarda onu gercek karisi mi nisanlisi mi artik her kimiyse, Victoria beklemektedir. Hadi bakalim Victor ne yapacak, bu sefer bizi neyle aglatacak, hayata dair kafamizi allak bullak edecek neler soyleyece, merakla bekliyoruz. Sozum sana Tim Burton, ayip bu yaptigin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, muziklerini de Danny Elfman yapmis tabi, soylemeye gerek bile yok. Soundtrack’ini simdiden indirip dinlemeye baslamis bi manyak olarak, soyadim Elfman olsun istiyorum, beni evlat edinsin J Loop’a alacagim sarkiyi da buldum, “Tears To Shed”, saygilar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuc itibariyla, gidin gorun, bana anlatmayin ben daha gitmedim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18833437-113214247964238190?l=eleqtra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eleqtra.blogspot.com/feeds/113214247964238190/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18833437&amp;postID=113214247964238190' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/113214247964238190'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/113214247964238190'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eleqtra.blogspot.com/2005/11/corpse-bride_16.html' title='Corpse Bride'/><author><name>Derya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18833437.post-113197859381919282</id><published>2005-11-14T00:44:00.000-08:00</published><updated>2005-11-14T06:34:26.453-08:00</updated><title type='text'>duzgun adam var mi yok mu ?</title><content type='html'>Ortalikta dolasan, oradan buradan kopyalanmis maillerden biri geldi bugun tesaduf. Internette bir site; kendilerince duzgun adam tanimini ve daha bircok aciklama yapmislar, usenmemisler ciddiye alip alamayacagima henuz karar veremedigim basliklar altinda madde madde uygulamalar yazmislar. Bana gonderilen de iste bunlardan biri; duzgun adam yoksa kendiniz nasil yaparsiniz konulu bir maddeler butunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii ki de maille yetinmedim, hemen siteye gittim baktim, nedir ne degildir, duzgun adam kimdir, ne yer ne icer, nerde yasar gibi ekolojik bilgilerle doldurmuslar. Sunu soyleyebilirim ki, “duzgun adam kimdir” tanimi altinda yazanlari okuyup bunalima girmeyecek erkek varsa ciksin ortaya, o kadar diyorum. Bi de haziri yoksa kendimiz yapalim diye de asagida da tarifini vermisler, puppet master gibi hissedelim, erkek dedigin nedir ki elimizde oynatalim her istedigimizi yaptiralim temali olmus biraz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimce ozet gecmem gerekirse ki gerekecek, maddeleri kendimce anlatmak daha hosuma gidecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi soyle ki; bir sekilde bi adam edindiniz (hoslandiniz, asik oldunuz, sevdiniz degil, edindiniz biyerlerden; baktiniz o da size bakiyor, hah buyrun alin onu). Simdi bu adami, her aksam uyumadan once hayallerini kurdugunuz adama benzeteceksiniz, evet o kadar rahatsizsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dusunun bakalim nasil kiyafetlerden hoslanirsiniz ? Eskiden barbi bebeklerinizi giydirdiginiz gibi kiyafetler kombine edin kafanizda, sonra da o kiyafetleri aldirin, almiyosa siz hediye alin, illa ki onlari giysin. Butun gardolabini atmasini saglayin bir sekilde, duygu somurusu yapin, kiyafete ihtiyaci olan insanlardan bahsedin durun, onlarin daha cok ihtiyaci oldugunu soyleyin. Neyi var neyi yok paketleyip gondersin biyerlere. Sonra da bunu kendi akil etti zannedip gurur duysun, egosu tavan yapsin. Bu yontemle evindeki esyalari bile degistirtebilirsiniz ama o sonraki dersimizin konusu, adi da “evine nasil yerlesirsiniz”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birazcik bahsetmeden gecemeyecegim, icimde kalir. Simdi evine nasil yerlesirsiniz cok enteresan bir konu, bunun uygulama alani da baya genis ama ilk adimlarini ve kizlarin esasen ne kadar da hain olduklarini ozetleyen su ornegi vermezsem olmaz. Sevgilinize, normalde kullanamayacagi ama size ayip olmasin diye de atamayacagi birsuru gereksiz sey alin, resim cercevesi aliyosaniz icine birlikte cektirilmis bir resminizi koyun. Gittiginizde odasinda oraya buraya adinizi yazin tukenmez kalemle ve bunun ne kadar romantik oldugunu iddia edin. Saga sola, sonradan bulacagi, tesadufen oraya dusmus gibi gozuken kagitlar birakin, ustunuzde mutlaka adiniz yazsin, olmadi el yazinizla herhangi bisey olsun vs.vs. Butun bunlari neden mi yaptik ? Birlikteyken hayatini zindan edemediysek, ayrildiktan sonra da adam olmasin istedik de ondan. Birakip gittiginizde her yere baktiginda size ait bisey gorecek, her koseden bir ipucu bulacak, deli olacak, hayata kusecek. Kolay gelsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camurdan duzgun adam yapma derslerine geri donelim ;&lt;br /&gt;Isini mi begenmiyorsunuz ? E degistirir ne olacak, siz istersiniz de yapmaz mi. Ama onemli olan yine farkettirmeden yaptirmak, hersey sanki onun fikriymis gibi gostermek. Evet evet bildiniz, dogustan boyle bir yeteneginiz var zaten, hatunsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevismeyi ogretmek diye bir madde var, hic yorum yapasim yok hakkinda, fikri bile enteresan (uygun dehset verici kelime bulunamayinca enteresan, ilginc, aa cok degisik denir ya, o enteresandan)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha yazmaya usendigim bikac madde sonrasi, iste herkesin icine gururla cikarabileceginiz duzgun adaminiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu temsili duzgun adam bugune kadar nasil geldi, yani bunlara neden katlandi ? Hemen bakalim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a- cok salak, hakkaten herseyi kendinin akil edip yaptigina inandi&lt;br /&gt;b- normal sartlarda sizin yaniniza bile yaklasamayacak durumda, kaybetmemek icin her turlu maymunluga razi, bunlarin farkinda oldugunu hissettirmeme maymunluguna ve alcak egoya bile (farkindayim yeter artik yeter diye inceden laf bile koyamiyor, o derece yani)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her iki durumda da, ne isiniz var boyle bi adamla diye sormak istiyorum. Keza illa ki aldatacaksiniz, daha iyisini bulacaksiniz ama o daha iyisi evli oldugu icin o da esini aldatacak sizin yuzunuzden, oturun sifir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun disinda da, bunlari okuyacak kadar vahim durumdaysaniz, normal bi adam bulursaniz onu duzgun erkek yapmaya kalkismayin, bu kriterlere gore duzgun hale geldikten sonra sizi birakip gidecek, daha iyisini bulacaktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuc olarak butun bunlari okurken eglendim, bu sitenin de fazlaca uyesi oldugunu (kadinli erkekli) ogrenip sasirdim, evet enteresan.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18833437-113197859381919282?l=eleqtra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eleqtra.blogspot.com/feeds/113197859381919282/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18833437&amp;postID=113197859381919282' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/113197859381919282'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/113197859381919282'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eleqtra.blogspot.com/2005/11/duzgun-adam-var-mi-yok-mu.html' title='duzgun adam var mi yok mu ?'/><author><name>Derya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18833437.post-113162921900770022</id><published>2005-11-10T14:58:00.000-08:00</published><updated>2005-11-10T07:40:39.016-08:00</updated><title type='text'>Amat</title><content type='html'>İhsan Oktay Anar’in yeni kitabi Amat cikmis. Nedense pek seviyorum ben bu adami, yazdiklarinin buyuk cogunlugunu tek seferde anlayamasam da, Osmanlica, Farsca ve daha bilmedigim birsuru eski Turkce kelimeyi bolca kullanip en az 5 satir uzunlugunda cumleler kursa da, ufacik bir seyi tarifsiz derin ayrintilarla anlatsa da seviyorum iste.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebebi yazıma hala gelemedim, ama yaklasiyorum yavastan. Puslu Kitalar Atlasi’ndaki Uzun Ihsan Efendi’nin, yani aslinda Ihsan Oktay’in her kitabina koydugu kendinin, dunyayi gezmekten nasil da korkmasina ragmen, yazmak istedigi dunya atlasindan da vazgecmeyip, ruyalari yoluyla dunyayi gezme girisimlerini anlatmayacagim misal, alin okuyun, yarisini anlamayin, garip bir mutluluk yasayin. Ben oyle yaptim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitab-ul Hiyel’de de mesela, Yafes Celebi (evet kopya cektim adini) diye bir adam, zamanin patent dairesinden patentli bisey almaya yemin etmis, surekli icat ustune icat yapiyo abuk subuk. Kitabin icinde de icatlarin ayrintili aciklamalari ve olcekli cizimleri var ki disardan bakildiginda romani evirip ceviren, bir ters bir yan bakan garip insane goruntusu ciziyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bi de bu adamin enteresan bir bilgi dagarcigi var, kitaplarda soyle isimler geciyor ki hepsinin varolduguna eminim sahsim adina. Yoksalar da kesin benzerleri vardi, bikac harfle kacirmistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tophane Şakırdı Arap Hakkı Efendi&lt;br /&gt;Karagüllezade İlham Çelebi&lt;br /&gt;Kalafat Kethüdası Karabaş Seyyid Paşa Eniştezadesi Kedi Bekir Efendi&lt;br /&gt;Beygircizade Kanuni Tayyar Bey&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyle bisey ki, kitapta ismi gecen birinin adi daha once gecti mi, gectiyse nerde gecti falan hatirlamak mumkun degil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim Amat’a. Denizlerdeyiz bu sefer, sefere cikan bir kalyonun icinde simdilik. Henuz 20. sayfa civarindayim ve bir kere derya kelimesi gecti, Kitap denizde gececek gibi durduguna gore daha kac tane derya bulurum allah bilir. Yani her halukarda sevdim kitabi. Bir kalyonda isler nasil yururmus, vardiyalar nasilmis, kim kimi sever kimi sevmezmis gorecegiz bakalim. Bunlarin disinda kisisel beklentim, iki uc tane de garip kelime ogrenip bunlari gunluk hayatta kullanmak, benzetmelerimi bunlarla yapip karsimda anlamayan gozler gormek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlatmadan gecemeyecegim bir karakter var kitapta; Kırbaç Süleyman Reis. Enteresan bir adam, benim gibi takintili insanlar icin de fazla taninmasi yararli degil aslinda. Ornegin, adamin herhangi bir konuda karar vermek icin kulladigi yontemlerden biri; yakinlardaki bir kitabi alip rastgele bir sayfadan rastgele bir paragrafi okuyup o anki duruma uyarlamak ki ilk okudugumda bana da cok mantikli geldi, ben de yapayim bundan cok eglenceli dedim ama sonra sahip oldugum takintilarin yeterli sayida olduguna karar verip vazgectim. Olur da bir gun bir yerde sacma bi kitabin ortasini acip okudugumu gorurseniz uyarin, kitabi elimden alin saklayin, ne biliim omuzlarimdan tutup sarsin diye soyluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedense pek sevindim bu yeni kitaba, paylasayim dedim. Boluk porcuk aklima ne geldiyse de yazdim tabi, noluyoruz bunlar ne falan demeyin, yerin kulagi vardir ve ayrica haftasonuna bir gun kalmis idare edin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18833437-113162921900770022?l=eleqtra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eleqtra.blogspot.com/feeds/113162921900770022/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18833437&amp;postID=113162921900770022' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/113162921900770022'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/113162921900770022'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eleqtra.blogspot.com/2005/11/amat.html' title='Amat'/><author><name>Derya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18833437.post-113163098187847005</id><published>2005-05-26T00:24:00.000-07:00</published><updated>2005-11-10T05:56:21.880-08:00</updated><title type='text'>Liverpool - Milan Sampiyonlar Ligi Finali</title><content type='html'>Evet bugun de canim oturup biseyler yazmak istedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama neden diye bir sorun; cok uzun zamandir bir mac seyrederken kendimi bu kadar duygusal hissetmedigim icin. Evet dun aksamki Liverpool – Milan Sampiyonlar Ligi final maci bu dedigim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maca tarafsiz basladim aslinda, Turk takimlarinin disindakilerle pek hasir nesir olmadigimdan olsa gerek. Liverpool 3. golu de yedikten sonra, Milan da gercekten cok guzel oynarken nedensiz sekilde boyle bitmesin istedim. 2-0'dan, 3-0'dan cevrilen maclar gorduk biz zamaninda, "bikac kisi topu bi yere sokmaya calisiyor, siz de seyrediyorsunuz" diyenleri duymadan, o top o yere girince agladik yeri geldi. Dun aksam da Liverpool atti ben aglamamak icin kendimi kastigimi farkettim, bana noluyosa. 3-2 oldugunda zaten herkes salya sumuk agliyodu statta, ki sanirim Liverpool'a neden sempati duydugumu bu noktada buldum. Is degil askmis futbol onlar icin de. Penaltilara kalmis olmasina sevinsem de, 4-3 bitseydi icim daha rahat olacakti sanki. 3-3 de hic fena degil tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Penaltilarda ise Liverpool kalecisine gulmekten adam gibi stres yasayamadim itiraf ediyorum. Istedigi kadar taktik olsun, o adam ulkesine donunce cocuklar parmaklariyla gosterip “iste bu o” demeyecekler mi ? Misal Turkiye’de olsa isminin onune sempatik bir maymun sifatini eklemislerdi coktan.  Haa, benim bile dikkatim dagildi, penaltiyi atacak adamin dikkati nasil dagilmasin, ayri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada mac boyunca, ozellikle ilk yarida ve daha da cok Milan’li futbolcular icin, 2-3 dakikada bir, “bir insan o topa yetisemez, boyle kosamaz, bir insan boyle calim atamaz, bir insan evladi nasil olur da o minicik alanda o topu dondurur” dedim, bunlarin oynadigi futbolsa bizimkiler ne yapiyor diye tepindim, evet yaptim boyle seyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra biraz once sozlukten, maca gitmis birinin agzindan sunlari okudum ki benim icin macin en akilda kalacak seylerinden biri olacak kesin;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ stadları stad yapanın uzay çatı, yumuşak koltuk vb değil taraftar olduğunun anlaşıldığı, 'dağbaşı' diye taraftarın diline düşen atatürk olimpiyat stadı'nda 60'lık bir liverpool'lu amca tarafından "cennetteyim" derken hüngür hüngür ağlandığı; tüm zamanların en, en, en, en... finali.. “&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18833437-113163098187847005?l=eleqtra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eleqtra.blogspot.com/feeds/113163098187847005/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18833437&amp;postID=113163098187847005' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/113163098187847005'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/113163098187847005'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eleqtra.blogspot.com/2005/05/liverpool-milan-sampiyonlar-ligi.html' title='Liverpool - Milan Sampiyonlar Ligi Finali'/><author><name>Derya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18833437.post-113163071453983806</id><published>2005-05-04T15:46:00.000-07:00</published><updated>2005-11-10T06:02:12.110-08:00</updated><title type='text'>"hayatin anlami" mailleri</title><content type='html'>X kisiye gonderin super seyler olsun maillerinden biri daha geldi gecen gun. Aman hic sevmem iyk salak misiniz falan gibi seyleri demin bana gonderdiklerinde soyledikten sonra uzerinde birtakim oynamalar yapip sanirim x civarinda kisiye gonderdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oynamalar yaptim dedigime bakmayin, sadece "ona buna gondermeseniz de olur, hatta gondermeyin sizde kalsin, walla kotu bisey olmayacak. Hatta daha da curetkar olun, okuduktan sonra silin" gibi bir kisim ekledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen neden x kisiye gonderdin diyenlere asla "supper dileklerim var ondan" ya da "tek bi sey istiyorum lutfen lutfen" gibi seyler soylemeyecegim, keza inkar her zaman en sevdigim tepki olmustur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuya hala giremedigimin farkindaysaniz gonul rahatligiyla devam edebilirim; ben acaip duygusal aglak falan biri oldum, asagidaki yazilar da gectigimiz bilmemkac yilda toplam yuz kereden fazla inbox'ima dustugu halde nedense bu sefer boyle bi etkilendim, ekrana bi sure bos bos baktim.. Ama hayatin anlamini falan cozemedim, madem x kisiye gonderiyorum bari felsefik katkilari olsaydi bana di mi, o da yok.. Sadece, mesela 4.'yu okurken "acaba mi" , 6.'da "tuh" ve 10. icin de "tabii ki" dedim.. Daha 17. falan var ama hic konusasim yok onun hakkinda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sildim zaten aradaki maddeleri, eskiden TRT'deki cocuk korosunda soylenen sarkilara benzeyen, el ele el ele verin cocuklaaar temali olanlari.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedim ya aglak oldum ben, madem ki aglak oldum herkesin psikolojisini bozmaliyim durtusuyle (hatunum ben, olayim bu) de oturdum deminden beri son cumlesi belli olmayan bu maili yaziyorum, tadini cikarin, ilerde santaj malzemesi yapin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cok onemli not : simdi ben bu 19-20 maddelik seyin sadece, durun sayayim, 7 maddesini gonderdigime gore, dileklerimin olma ihitmali ne kadardir ki ? Listenin kabarikligini maddelerin sayisina mi oranlamam lazim ne yapmam lazim ay hayat cok zor hep mucadele ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Istediginizi alamamanizin bazen ne kadar büyük bir sans oldugunu hatirlayin..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Küçük bir aksakligin, büyük bir arkadasligi yaralamasina izin vermeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Sessizligin bazen en iyi yanit oldugunu hatirlayin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13. Sevdiklerinizle anlasmazliga düstügünüzde, sadece mevcut durumla ilgilenin. Gecmisi getirmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17. En iyi iliskinin, biribirinize karsi duydugunuz askin, biribirinize olan ihtiyaçtan daha fazlastigi zaman oldugunu hatirlayin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18. Basarinizi, ona ulasmak için nelerden vazgeçtiginizle yargilayin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19. Aska ve yemek pisirmeye, sonuçlarini hiç düsünmeden girisin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18833437-113163071453983806?l=eleqtra.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://eleqtra.blogspot.com/feeds/113163071453983806/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18833437&amp;postID=113163071453983806' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/113163071453983806'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18833437/posts/default/113163071453983806'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://eleqtra.blogspot.com/2005/05/hayatin-anlami-mailleri.html' title='&quot;hayatin anlami&quot; mailleri'/><author><name>Derya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
