Monday, July 09, 2007

Pasta günleri

Pazar günü pasta, börek, çörek yapasım geldi. Bahanem de vardı hem, doğumgünü telafisi.

Akşamdan birkaç pasta tarifi buldum, aralarından en cıvığını, en tatlısını seçtim.

Ertesi gün (Pazar) üşenmedim sabahın köründe (11:00) kalkıp alışveriş yaptım. Vanilin diye birşeyin olduğunu öğrendim bu arada, hatta şekerli vanilin diye geçiyor. Bildiğimiz vanilyaya şeker katmışlar hepi topu bu aslında. Velhasıl alışveriş ve pişirme faslı bittiğinde resimdeki pasta çıktı ortaya, ben bile inanamadım. Bütün gece, ben pasta yaptım, bakın ne de güzel oldu diye böbürlendim, arada buzdolabına gidip bakmak suretiyle rüya görmediğimden emin oldum. Bir ara eve her geleni buzdolabınınm yanına götürüp bak işte burada diyordum, turistik gezi tadını yakaladık bir nevi :)

Sebebi yazım, pastanın tarifini vermek, bir yandan da ben nasıl olsa unutacağım, tarifi kaybedeceğim için, bir şekilde kendime hatırlatma yapmak. Buyrun;

Öncelikle malzemeler:

kek malzemeleri

  • 2 + 1/3 su bardağı un
  • 1 su bardağı kakao
  • 1.5 tatlı kaşığı kabartma tozu
  • 1/2 tatlı kaşığı karbonat
  • 1/2 tatlı kaşığı tuz
  • 12 silme yemek kaşığı tereyağı, oda sıcaklığında
  • 2 su bardağı esmer şeker
  • 2 tatlı kaşığı vanilin
  • 4 yumurta, oda sıcaklığında
  • 1.5 su bardağı süt, 1.5 yemek kaşığı limon suyu
çikolatalı sos malzemeleri

  • 1 küçük kutu (200ml) çiğ krema
  • 200gr. bitter çikolata
  • hindistan cevizi

Kek kalıbı olarak enteresan ve biraz tembel işi birşey bularak onu kullandım. Normal bir kalıp gibi duruyor ama yanındaki kilit gibi şeyi açınca, kalıbın kenarı çember şeklinde açılarak altından ayrılıyor, böylece pasta piştikten sonra kalıptan çıkarma gibi bir dert olmuyor. Pastayı pişir, hop kalıbın yanlarını ayır çıkart, pasta alt tabanın üstünde kalsın, çok pratik.

Neyse pastayı yapmaya başlayalım.


Önce, 1,5 su bardağı süt ve 1,5 yemek kaşığı limonu bir kapta karıştır. Sonra o kap kalsın kenarda, sadece ara ara, ne bileyim 10 - 15 dakikada bir bir daha karıştır. Sütte minik topaklar olacak. Kesilmiş süt diyolarmış buna, pastanın kıvamı için önemliymiş.


Sonra, yine ana karışıma katmak üzere, bir kapta un, kakao, kabartma tozu, karbonat ve tuzu karıştır. Onlar da dursun kenarda.

Pasta kalıbının içini yağla, kenarlarını tabanını falan, sonra da dibine un serp. Bu un ve yağ birleşiyor, pasta pişerken de iyice sertleşiyor bunlar, böylece pastayı keserken alt tabanı vıcık vıcık olmuyor, kalıp halinde çikabiliyor. Bir de tabana yağlı kağıt serin demişler tarifte ama ben yağlı kağıt bulamadım, koymayınca da çok sorun olmadı.

Şimdi ana karışıma geliyoruz. Mikserle işimiz başlıyor.

Tereyağının hepsini bir kaba koy. Sonra da mikserle karıştır. İlk başta çok garip olacak, mikserin aparatlarının arasına girecek tereyağı, kalıp gibi kalacak orada, önemseme. Sonrasında kahverengi şekeri ve vanilini ekle. Şimdi karıştırırken tereyağı da yayılacak, şekerle falan karışacak, biraz daha makul kıvamda, akışkanımsı bişey olacak.

4 yumurtayi, tek tek karışıma ekle. Yani, bir yumurta kır, mikserle karıştır, iyice karışsın sonra diğerini kır, o da iyice karışsın diğerini kır şeklinde.

Fırını aç bu arada, 175 derecede ısınmaya başlasın.

Mikserin hızını en düşüğe al. Karışıma, daha önce hazırladığımız kakao, un vs. karışımının yarısını dök, mikserle karıştırıp karışımı yedir. Sonra, kenarda ara ara karıştırdığımız sütün tamamını dök. Yine mikserle karıştır, iyice emsin sütü de. Sonra da kalan kakao, un karışımını da dök. Bir sure mikserle karıştır, iyice bi kıvamlı olsun, karışsın.

Karışımı, önceden yağladığın kalıba dök, sonra da fırına ver.

O fırında pişerken (ki tarifte 30 dakika demiş, yalan, ben 1 saate yakın pişirdim anca) çikolata sosunu hazırlayalım. O da şöyle, kremayı tavaya dök, üzerine çikolataları kır at. Ocağa koy, zaten o kendi kendine eriyip sos olacak, arada bir karıştır, budur :)

Pastamıza dönersek, fırına bak arada bir. Pasta çok cıvık gibi duracak, böyle sıvı gibi (sufle gibi), daha makul pişmesi için arada bir üst kısmını çatalla bıçakla del falan, içi hava alsın, içi de iyice pişsin.


Sonra efenim, pastayı fırından çıkart. 15 - 20 dakika soğumasını bekle, sonra da kalıptan da çıkart pastayi, ya da benim kalıp gibi kalıbın kenarını çıkart. Pastanın etrafını ve üstunu çikolata sosuyla kapla. Üstüne de hindistan cevizi serp.

Budur :)

Friday, July 06, 2007

şeltokslu tarantula avcısı

Aslında bunu canlı bir oturumda el kol hareketleriyle anlatmak isterdim ama elimizde bu var :)

Efenim, annemler evde olmadığı için Burcu bir haftalığına bana taşınmış durumda sağolsun, evde tek başıma kalmayayım diye. Neyse, dün akşam da Gözde geldi yemeğe, sonra da dedik kahve içelim. Bizim salonda oturuyoruz. Ben bi ara meyve almaya içeri gittim, elimde kiraz tabaklarıyla döndüğümde (uğraştım, buz kırdım üzerlerine koydum falan, her tür görsel aktiviteyi yaptım) bi baktım bunların ikisi biden aynı koltuğun üstüne tıkışmışlar.

Dedim herhalde açık cam yüzünden dışarıdan çok gürültü geldi (çevreyolu) bunlar da yaklaştılar. Neyse gittim yere oturdum (laptop yerde). Burcu baktı baktı, en kibar sesiyle "Derya'cım yere oturma istersen" dedi. Zaten o cım ekinden huylandım ben, neden kibarlaştık ki, noluyo, otururum canım alla alla derken, yok yok dedi oturma sen yere. Sonra aralarında anlaşıp her neyse onu söylemeye karar verdiler. Ben hala bi şaka bekliyorum, meğer bunlar otururken kocaman (evet cidden kocaman) bir örümcek görmüşler yerde, Burcu'nun çığlığından ve kendini Gözde'nin koltuğuna hava yoluyla atma çabasından ürken yaratık (kendisine bundan sonra tarantula diyeceğiz) kaçmış gitmiş. Benim böcek fobim var diye bana söylemeyeceklermiş ki allahın işi gittim yere oturdum çok şükür.

Akabinde ayağa kalktım, sonra o da yetmedi kendimi koltuğun üstüne (olay mahallinden en uzaktaki) attım. Sonra sinirlendim, Hakkı'yı aradım, Hakkı bu evde böcek var, bir evde nasıl böcek olur, napıcam ben nasıl uyurum artık nasıl yürürüm nasıl çıkıcam ben bu evden bi daha nasıl giricem diye birkaç dakika şuursuzca söylendim, Hakkı'nın gülmesi bitince telefonu kapattım.

Evden çıksam gitsem bi daha giremem, kalsam zaten bi daha yere basamam, onu geçtim bi daha uyuyamam diye düşünüp kızlarla koltuktan koltuğa bağırarak konuşurken dedim böyle olmayacak. Bi cesaret içeri koşup koca bi şişe Shelltox buldum. Tarantulanın kaçtığı koltuğun altına doğru ne var ne yok sıkmaya başladım. Ben bile ihtimal vermiyordum ama yaratık koltuğun altından çıktı. Ne ara bilmiyorum ama 3 metre geriye kaçmışım, kendimi uzaktan tarantulaya bakarken buldum, keza cidden tarantula, anlatılmaz büyük, anlatılmaz çirkin, çok korkunç çok, birsürü kolu var falan.

Baktım o anda yapacak bişey yok, kaçarsa da bana bir daha huzur yok, elimde de bi tek Shelltox var, nişan alıp Shelltox kutusunu tarantulaya fırlattım, tabi isabet etmedi, ya da sadece bir ayağı denk getirdim diyelim :) Sonra şişeyi alıp bi daha attım yaratığa, bu sefer daha isabetli vurdum (azim). Sonra Burcu vileda getirmiş, onunla süpürdük. Bu sırada karşı komşu evdeki çığlıkları duyup koşarak kapıya dayanmış olabilir, o tamamen konu dışı :)