Thursday, May 10, 2007

oldum olasi sevmisimdir bayramlari...

Eski pst dosyalarimdan cikti bu da, 28 Aralik'ta yazmisim, okudum da soyle bir, hala ayni sekilde dusunuyorum...

Cocukken de severdim bayramlari, simdi de seviyorum. Eskiden bi baska severdim ama.. Cocukken pek hoslanmasam da, simdi dusundugumde gulumseten seyler var beni.

Bitmek bilmeyen aile ziyaretlerini sevmiyorum zannederdim, ama aslinda o ziyaretlerde beni kucaklayip kucaklayip open teyzeleri amcalari simdi dusundugumde "beni nasil da severlerdi" diye gulumsuyorum.

Yeni kiyafetler aldigimda tam olarak ne hissettigimi hatirlamiyorum, ama o kiyafetleri almak icin alisverise cikarkenki sevincimi hatirliyorum. Babaannem elimden tutmus, carsi pazar simarik torunu mutlu olsun diye ugrasirken nasil da sevimliydi diye hatirliyorum. Evdekilere cicilerimi gosterecegim diye, usenmeden kac kere o kiyafetleri giyip giyip cikardigimi hatirliyorum..

Bayramin birinci gunu erken kalktigimizi hatirliyorum, mutlaka erken. Sokakta cocuklar surusu olarak kosturdugumuzu, el opmenin ne de onemli bisey oldugunu dusundugumuzu hatirliyorum. Mahalledeki herkesin kapisini calmamiz gerektigini, birini unutursak nasil da uzuleceginden korktugumuzu hatirliyorum.

Harcligin bayramin en onemli konularindan oldugunu, ama asla acik acik istenmedigini hatirliyorum. Harclik istenmezdi, verilince alinirdi sadece. Toplam ne kadar harclik alindiginin hesabi kurusu kurusuna bilinirdi, arada harcanan kisimlari olsa da toplam tutar asla karistirilmazdi. Harcliklar zaten uzerinde dusunmeden harcanirdi, harcligin amaci da bu degil miydi zaten. Ciciannemin, yani yasini almis yan komsumuzun bana her bayram uzerinde adimin ilk harfi olan bir mendil verdigini hatirliyorum. Mendil verilirdi eskiden evet, ya da corap, ya da baska bir ufak aksesuar, en az harclik kadar degerli olurlardi ufacik aklimda.

Bayramlarla kandilleri karistirdigimi, babaanneme gidip "asureleri ne zaman dagitacagiz" diye sordugumu hatirliyorum. Asure kaselerini tepsiye koyar, dagitma gorevini de bana verirdi, ne kadar buyuk sorumluluktu, nasil bir gururdu..

Aldigimiz koyunun bahcede bagli oldugunu, benim utancimdan ona bakamadan gectigimi hatirliyorum. Arkadasimla koyun kurtarma operasyonlari planlayip planlayip uygulayamayisimizi, her sene ayni rituelin aksatmaksizin tekrarlanisini hatirliyorum. Babamin dayisinin kurbani kendisinin kestigini, boncuk boncuk terledigini de hatirliyorum.

Bugune bakarsak; her bayram erken kalkmiyorum, belirli kisiler disinda ziyarete de gitmiyorum. Babaannem artik sag degil zaten, eksikligini hissediyorum. Evimizin bahcesi yok, aldigimiz kurbani gormuyorum bile, hatta artik alinmiyor bile, biyere bagislaniyor, orada ne yapiliyorsa yapiliyor. Cocuklar neden kurban kesildigini aglayarak sormuyor, sebeplerini anlamaya calismiyorlar. Yeni kiyafetler almiyorum artik bayram icin, rutin alisveris zamanlari disinda bayram alisverisi kavramim kalmadi. Kardesime harclik veriyorum ama mutlaka. Komsulara el opmeye de gitmiyorum, zaten artik apartmanlarda komsularla merdiven boslugunda karsilasilinca selamlasiliyor ya, ondan olsa gerek.

Butun bunlari neden anlattim onu da bilmiyorum, sadece hatirladigimi soylemek icin, hatirlamak gerektigini, bayramin aslinda hatirlamak demek oldugunu soylemek icin. Kucuklugunuzu hatirlayin, bayramlarinizi hatirlayin, iyi de olsa kotu de olsa her hatiranin aslinda bir degeri oldugunu bilerek mutlu olun, hatiralariniz oldugu icin, eskiyi bildiginiz icin..

Simdi bayramla yilbasi cakisiyor. Soylenecek pek bisey de birakmiyor aslinda bunun uzerine. Butun mutluluklar cifter cifter gelsin bu sene, butun uzuntuler, kotulukler yariya insin en azindan, hic olmamalari ihtimal dahilinde degilse de bu sekilde olsunlar madem. Yilbasina guzel girin, cok eglenin ve de cok cok mutlu bir bayram gecirin.

Monday, May 07, 2007

Deliler..


Zeki Alasya-Metin Akpınar ikilisinin en eğlenceli kabarelerinden biridir Deliler. İçindeki her bölüm tek başına hatırlanasıdır.

Bir apartmanın yönetim kurulu toplantısını ve bu toplantıya katilan Zeki Alasya (yönetici), Metin Akpinar (dinci zampara), Nevra Serezli (bodrumdaki orospu), Sema Yunak ve adını hatırlamadığım diğerleri arasındaki dalavereleri anlatan bölümde, Metin Akpınar'ın 4 ayrı firmayla anlaşarak apartman duvarına yazdırdığı "çelik tabanlı radyal rulo tuvalet kağıtları bu kapağın altında iyi bankadır" cümlesi öldürücüdür.

Bir başka bölüm de, Boncuklu Deli İbrahim'in (padişah) bütün suçlamaları günümüzden örnekler vererek savuşturduğu "bir konu bir konuk" programı idi. Program boyunca Özal'a ve Dalan'a inceden laflar da sokulmuştur.

Zeki Alasya'nın vücuduna yapışan transparan beyaz tulumumsu bir şey giyip Düşünen Adam'ı canlandırdığı bölümde ise olabildiğince ekrana bakmamaya çalışılırdı, keza buna pek gerek kalmadan o bölüm daha çok şarkıyla geçerdi. Metin Akpinar'ın bir deliyi canlandırdığı ve Düşünen Adam’ın akıllıları savunmasını örneklerle çürüterek deliliği savunduğu bu atışmanın sonunda Zeki Alasya şarkısına;

akıldan mantıktan güzellikten yana
değilse akil, yaşasın delilik
insandan insandan insandan yana
değilse akil, yaşasın delilik

diye devam etmiş, etraflarını sarmış delilerden oluşmuş olan korodan;

braavooo braavooo
şimdi lafı cuk oturttun aferin

şeklinde destek cevabı almıştır.

Delilerin, akıllılar televizyonunu işgal ettikleri ve kendi yayınlarını yaptıkları bölümde ise en çok akılda kalan Nevra Serezli'nin sunduğu spor haberleridir. "Çimler alagarson kesilmişti, hakemler siyah üstü beyaz kıyafetleriyle çok hoştular, ay seyirciler çok şekerdiler, maç boyunca 'fincanı taştan oyarlar' gibi manalı tezahüratlar yaptılar, hoj bi maç oldu" şeklinde yaptığı sunumun sonunda sorulan maçın kaç kaç bittiği sorusuna ise "bilmem, ama akşam futbolcularla buluşuyorum, sorarım" cevabını vermiş, programa son noktayı koymuştur.